Eylül Cansın (1992-2015)
"Ben artık yapamıyorum, yapamadım, yapamadım çünkü insanlar bana izin vermedi, çalışamadım, bir şeyler yapmak istedim yapamadım, bana çok engel oldular, beni çok mağdur ettiler..."Bunlar 22 yaşındaki genç bir trans kadının son sözleri. Son sözleri çünkü bu sözleri söyledikten dakikalar sonra Boğaziçi Köprüsü'nden kendini aşağı bırakarak yaşamına son verdi. Ardında ise bu sözleri söylediği bir video bıraktı.
Ancak Eylül Cansın adındaki bu genç kızın yaşamına son veren aslında kendisi değildi. Çünkü bu bir intihar değildi, bu bir cinayetti!
Neden mi cinayet? Çünkü onu öldüren bizlerdik:
1-) Transfobik olan heteroseksüeller
Trans bireylerin varlığından rahatsız olan, trans bireyleri düşman olarak gören kimseler. Bu kişiler, herkesi kendileri gibi karşı cinsinden hoşlanan ve bedeni ile barışık kimseler olarak görmek ister. Eğer siz bedeninizle barışık değilseniz ve kendinizi karşı cinse ait hissediyorsanız, elinizde olmayan bu hislerinizden ve yaşama isteğinizden dolayı doğrudan onların düşmanı sayılırsınız.
2-) Translarla sorunum yok ama bilmek görmek görüşmek de istemem diyen heteroseksüeller
Şimdi hemen soracaksınız "yahu bu insanların trans bireylerle bir sorunu yokmuş, ne diye bu insanları da katil yaptın". Hemen açıklayayım. Katiller çünkü görmek istemediler, görmek istemeyerek aslında onların karantina altında yaşamalarını görünür olmamalarını ve aslında da yok olmalarını istediler. Çünkü görmek istememek yokmuş gibi davranmak aslında yok olmasını istemektir.
Bu insan grubu aslında en tehlikeli gruptur. Çünkü birinci grubun aksine bu insanların içselleşmiş transfobileri vardır. O kadar içselleşmiştir ki dışarıdan baktığınızda bu kişilerin çok modern kadın-erkek eşitliğini savunan okuduğu kitaplarla övünen entelektüel olma iddiası taşıyan gıpta edilesi insanlar olduklarını sanırız. Ancak gel gelelim dışarıdaki paket ne kadar süslü de olursa olsun içte kocaman bir transfobi ve "benim gibi değilsen hiç olma" bencilliği yatmaktadır.
3-) Transfobik olan eşcinseller ve biseksüeller
Homofobi ve bifobinin tadına bakmış olan bu grubumuzda ise akıl tutulması had safhadadır. Kendilerinin de onlarca kez maruz kaldığı baskıların, sindirilmelerin, dışlanmaların, aşağılanmaların ve hakaretlerin kendileri dışındaki başka bir kesime uygulanmasına ses çıkarmadıkları gibi bir de kendileri uygulama saçmalığına girişirler.
Halbuki bir eşcinsel/biseksüel birey nasıl kendi seçiminden kaynaklanmayan olumsuzluklara maruz kalıyorsa, bir trans birey de aynı şekilde ataerkil heteroseksist sistemin varlığından kaynaklanan ve seçimleri dahilinde olmayan bir durumdan dolayı bu olumsuzluklara maruz kalmaktadır.
Akıl tutulması yaşayan bu grup transfobiklerimiz de gerçekten utanılası bir vaziyet içerisindedir.
4-) Aman gizliliğime zarar gelir o yüzden pek etrafımda dolanmasınlar diyen eşcinseller ve biseksüeller
Bu grubumuzda ise daha çok bencillik baş gösterir. O kadar bencildirler ki yalnızca trans bir bireyin dışlanması, hor görülmesi, hakarete uğraması değil, kendi içlerinden yani bir eşcinsele veya biseksüele gösterilen ayrımcılığa dahi ses çıkarmaz ve göz yumarlar. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" kafasındaki bu grubun insanları ise bir gün yılanın kendi kapılarına dayanacağını öngörecek ya zekaya sahip değildirler, ya da kapılarına dayanana dek yaşayacakları rahatlıkla yetinmeyi seçecek kadar korkaktırlar.
5-) Sefa düşkünü olan trans bireyler
Evet ne yazık ki trans intiharlarından sorumlu olan trans bireyler de mevcuttur. Bu grup da bir önceki gibi bencilliği yaşam tarzı olarak seçmiştir ve belki de en utanılası insan tipi de yine bu gruba aittir. Çünkü bizzat içinde bulundukları sorunlara susar ve kendi başlarına gelmediği sürece hiçbir şeye sesini çıkarmazlar. Hatta intihar eğilimli olduğunu bildikleri bir genç kızın elinden tutmak bile bu grup insanına çok gelmiş olabilir.
Bu grubun bir alt grubu daha var; bunlar ise başka trans bireyleri kullanıp onlara cefa çektirirken kendileri sefasını sürmekle meşgullerdir. Ruhları kirlenmiş olan bu kitle için söylenecek çok söz olmasına rağmen konuşmamayı tercih ediyorum. Bazen susarak anlatabileceklerin konuşarak anlatabileceklerinden çok daha fazladır. Bu yüzden susuyorum.
5-) Düzenden çok şikayetçi olan ama değiştirmeye tenezzül dahi etmeyen EDİLGEN HERKES
Belki de yaşanan kötü olayların en sorumlusu bu gruptur. Sorumlu diyorum çünkü tenezzül etmedikleri o müdahale aslında, "olumsuzluklar yaşansın" ve "ben de aslında ses çıkarmayarak bunu onaylıyorum" anlamına gelmektedir. Söylenmeyen her "Yeter artık dur!" aslında "Vur sen ben gözümü kapatıyorum"a eşdeğerdir. Çünkü zulme sesini çıkarmak ve bunu önlemek senin elindeyken sen zulmü önlememeyi seçiyorsan evet bu zulmün gerçekleşmesi senin seçimindir!
Her kime yapılıyor olursa olsun zulme karşı sessiz kalma! Sessiz kalma ki sorumlu olma! Yoksa devamı gelecek olan zulümlerin sorumlusu yine sen olacaksın!
Artık bir şeylerin değiştiği ve bu derin uyku halinden çıkıp güzel günleri göreceğimiz yarınlara uyanmak dileğiyle...
